bakan-koca-salginda-son-kritik-aylari-yasiyor-olabiliriz

Bakan Koca: Salgında son kritik ayları yaşıyor olabiliriz

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından açıklama yaptı. Koca, "Salgında son kritik ayları yaşıyor olabiliriz" dedi.

17 Eylül 2020 16:03

Koronavirüs Bilim Kurulu bir kez daha Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında toplandı. Bakan Koca, toplantı sonrası açıklama yaptı.

Bakan Koca’nın açıklamalarından öne çıkanlar:

Ağır hasta sayımız 1300'ün üzerinde. Bugün, biz ve dünya virüsün saldırısı karşısında baştakinden daha zor bir dönemdeyiz. Salgın dünya genelinde tırmanışta. Salgında İngiltere 41 bin 637, İtalya 35 bin 624, Fransa 30 bin 950, İspanya 29 bin 848, Belçika 9 bin 927, Almanya 9 bin 437 kayıp verdi. Vefat sayımız, Türkiye'nin kıyaslanabileceği Almanya gibi ülkeler dikkate alındığında, tedavide bir başarı gösterdiğimizi ortaya koymaktadır.

 

 

Toplumlar, bu salgını sadece kendi başlarına gelmiş bir felaket olarak algılıyor. İnsanlar yaşananlara karşı bıkkınlık, hayatın yavaşlayışına karşı öfke duyuyor. Gençler engellenmişlik duygularıyla baş başa. Yaşlılarda ölüm kaygısı, hatta suçluluk duygusu gelişmiş durumda. Yarının belirsizliğine ilişkin duygu, bugün tüm dünyada belki de en belirgin duygudur.

Asıl ilginç olansa salgının bize getirdiği izole edilmişlik hissi ve tüm bu olumsuzlukları sadece bizlerin yaşadığı yanılgısıdır. Gerçekte, düşünüldüğü şekilde yalnız değiliz. Sizi düşünen bir aileniz olduğu gibi sizi düşünen güçlü bir devletiniz var. Gerektiğinde size çare aramaya hazır bir sağlık ordunuz var. Karamsarlık için neden yok. Hayatsa, normal akışına dönmeye hazırlanıyor.

"Biz güçlüyüz ve güçlü kalmaya devam etmeliyiz"

Salgının yol açtığı karamsarlık, belirsizlik, tıpkı bir günün geçiciliği gibi geçicidir. Dertler, çare ufukta henüz görünmemişken olduğundan büyük görünür. Çare belirdiğinde tahammül ve dirayet artar. Eğer yolumuza dirayetle bıkkınlığa düşmeden devam edersek, maske ve mesafe kuralına titizlikle uyarsak dünyanın COVID-19 sebebiyle sahne olduğu, hafızalardan silinmeyecek o görüntülere bizler tanık olmayız. Biz, kendi yurttaşı önünde vermesi beklenen insanlık sınavını veremeyen ülke durumuna düşmedik. Devletlerin gücünün sağlıktaki güçleriyle sınandığı bu dönemde biz güçlüyüz ve güçlü kalmaya devam etmeliyiz.

"Sağlık çalışanlarımızın yükü 4-5 kat artmış durumda"

Pozitif tanı konulmuş her kişinin temaslı taraması yapılmıştır. Yapılmaya devam etmektedir. Virüsün iz sürücüleri olan filiasyon ekiplerimizin sayısı 6 binden 11 bin 238'e çıkmıştır. Filiasyon ekipleri, yaptıkları taramayla maruz kaldığınız riski azaltmaya çalışmakta, karantina ve tedavinin önünü açmaktadır.

 

 

Her gün ortalama 100 bin test yapılıyor ve ister taşıyıcı ister hasta olsun sonucu pozitif olan herkesin tedavisi başlatılıyor. Artan yeni hasta ve ağır hasta sayısı ise bugüne kadar kimsenin tedavi almasına mani olmamıştır. İlk döneme kıyasla sağlık çalışanlarımızın yükü 4-5 kat artmış durumda. Kendinizi bir sağlık çalışanının yerine koyun. Onların cephede sizin için göğüs göğüse çarpışan kişiler olduğunu bilin. Bu mücadelede onlara verebileceğiniz yegane destek, kendinizi virüsten korumanızdır. Bu desteği vermek için elinizden geleni yapın. Hastanelerimize hastalığa yakalanmayarak güç verin. Bu savaşta hayati cephe hastanelerimizdir. Bu cephede kayıplarımız oldu. Nadir yetişen insanlarımızı, ömrünü size adayan evlatlarımızı kaybettik. Eşi benzeri olmayan fedakarlıkların sonu artık ölüm olmasın. Size sağlık personelimizden hep iyi haberler verebilmemiz için bize tedbirlere uyarak yardım edin. Yayılımın önünü keserek tüm kayıplarımızı azaltalım.

Tüm taşıyıcıları bilmek mümkün olmadığı için herkese taşıyıcı gözüyle bakmak tedbirin temel mantığıdır. Eğer böyle yaparsanız, büyümekte olan sorunu yönetmemize yardımcı olursunuz. Kesin olan sizin yardımınız olmadan bu sorunun üstesinden gelinemeyeceğidir. Telaffuzu korku uyandırmayacak sayılara geri dönmemiz sıkı tedbirle mümkündür. 

Akıllı bilezik uygulaması

HES mobil uygulamasını kullanmanızı talep ediyorum. HES mobil uygulamasının indirilmediği cep telefonu kalmamalıdır. HES mobil uygulaması sizin risk yönetim rehberinizdir. Kullanımı ise basit bir telefon işlemi gibi kolaydır. HES, salgın yönetiminde bizim için de büyük bir işleve sahip. Karantina koşullarına uyulup uyulmadığını, bu uygulamayla denetliyoruz. Bugüne kadar, izolasyonda olması gerektiği halde dışarı çıkmaya teşebbüs eden yaklaşık 140 bin kişi bu sistemle engellenmiştir. Sorumsuzluk göstererek toplumda risk oluşturan kişilere karşı bir diğer önlem akıllı bileklik benzer uygulamaları olacaktır. Taşıyıcı ve temasların, bu dönemde özellikle toplum sağlığı açısından izolasyonu zorunlu kılınmıştır.

 

 

Bilincinde olmamız gereken esas budur. Salgın maalesef herkes tarafından aynı şekilde önemsenmiyor. 'Bana bir şey olmaz' anlayışı ortadan kalkmış değil. Her vakada hastalık tablosunun görülmediği hepimizin malumudur. Fakat kendisi hasta olmayan taşıyıcılardan virüs başkalarına bulaştığında, bazen ağır sonuçlarla karşılaşıyoruz. Kişi kendisini düşünmese bile başkasını düşünmeye vicdanen, ahlaken mecburdur. Tedbir bir sağlık kuralı ve bir ahlak kuralıdır. Dün itibarıyla 7 bin 186'ya ulaşan kayıp ve 1327 olan ağır hasta sayısı hepimiz için uyarıcı olmalıdır. Her taşıyıcı, her hasta ve sonuç olarak her vaka, vefatlarda olduğu gibi toplum olarak gücümüzden moralimizden, yaşama heyecanımızdan bir şey eksiltiyor. Salgının toplumu zayıf düşürmesine izin vermeyelim. Hiç kimse hasta olursam nasıl olsa tedavim yapılır kolaycılığına kaçmamalıdır.

Tedbir seferberliği çağrısı

Hastane yükümüzün arttığı, yoğunluğun da etkisiyle sağlık yatırımlarının öne çektiğimiz Diyarbakır, Konya, Van, Adıyaman, Gaziantep, Mardin, Şanlıurfa, Batman gibi illerimizde yatak kapasitesini ayrıca arttırdığımız doğrudur. Sorunları krize dönüşmeden çözebiliyor olmamız, sorunun kontrol altında olduğunun ispatıdır. Doğru olan yorum da topluma mücadele gücü veren yaklaşım da budur. Toplumun her ferdinin hastalığın yayılmasına razı olduğunu düşünemeyiz. Bizler bu savaşta, herkesin bizlerle aynı kararlılıkta olduğuna inanıyoruz. Tek tek hastaların tedavisiyle ilgilenen, testlerini yapan, ilaçlarını veren, evde yatan hastaları gidip ziyaret eden, arayıp durumlarını takip eden sağlık çalışanlarımıza herkesin minnet duyduğunu düşünüyorum. Gece gündüz çalışan sağlık ordumuzun omuzlarındaki bu yükü azaltmak için tedbir seferberliği başlatmak konusunda kararlı olalım. Hastalığa karşı her birimiz yeniden teyakkuza geçelim.

Kısıt günleri bize kalkan oldu. Normalleşme sürecinde bir bocalama yaşadık ve bunu aştık. Fakat görünen o ki bayramlar, düğünler, bayram havasında yaşanan olaylar, taziyeler salgın sınavında başarısızlığa yol açan olaylar, zamanlar oldu. Şimdi salgının bu gibi fırsatları yakaladığı günler geride kalıyor. Fakat sonbahara girerken tüm dünyayı tehdit edecek bir riske yaklaşıyoruz. Grip vakaları salgın açısından çok sakıncalıdır. Zamanımız daha çok kapalı mekanlarda geçeceği için grip, hastalığın yayılmasını hapşırma ve öksürmelerle kolaylaştıracak.

"Çin aşısının ilk uygulamasına başlandı"

Bugünden itibaren tetikte ısrar istiyorum. Şimdi bugüne kadar duymayı en çok arzu ettiğimiz şeyi, ama ihtiyatı elden bırakmadan söylemenin vakti geldi. Daha önce de konuşmalarımda vurguladığım gibi tarih sonu gelmemiş bir salgın kaydetmemiştir, bitmemiş savaş, bitmemiş salgın yoktur. Bilimsel gelişmeler bu salgının da sonunun yakın olduğuna işaret etmektedir. İnsan aklı, koronavirüs karşısındaki galibiyetini yakın zamanda ilan edebilecektir. Aşı konusunda dünya kamuoyuna yansıyan bilgiler, umut veren belki de çare bildiren bilgilerdir. Bilim dünyası, yılın sonuna kadar sonuç alınacağı konusunda hemfikirdir diyebiliriz. Şu anda hazırlık çalışmaları Faz 3 aşamasında olan 9 aşı var. İngiltere, Almanya ve Çin uygulamayı başlatmış durumdadır. Biz de Türkiye olarak bir yandan kendi aşı çalışmamızı sürdürürken, en erken uygulama için tedarik teşebbüslerimizi başlattık. Bugün Sağlık Bakanlığının izniyle Çin Sinovac aşısının Türkiye'deki ilk uygulamasına Hacettepe Üniversitesinde 3 gönüllü sağlık çalışanında başlandı. Demektir ki sonu görülen salgın da son kritik ayları yaşıyor olabiliriz.

 

 

"Aşı bir tedavi değil, bulaşmaya karşı koruma yoludur"

Muhtemelen alacağımız son viraj olan, önümüzdeki aylarda, özellikle hastalığa yakalanmamak gayreti içinde olalım. Salgın çaresi, yeni bulaşmaların bahanesi olmasın. Hastalığa yakalanmayalım ki hiç eza yaşamadan, gerektiğinde aşı çözüm ve ödül olsun. Eğer hastalığa yakalanırsak aşının zaten anlamı kalmaz. Çünkü aşı bir tedavi değil, bulaşmaya karşı koruma yoludur. Ciddi ilerlemeler kaydeden aşı çalışmasının sonucunu beklemek hepimiz için moral ve güç kaynağıdır. Zaferi görüyorsak mücadelede kolaylaşmıştır. Sağlık ordumuz adına sizden istediğim o güne kadar tedbirlere sarılmanız ve direnmenizdir. Bu yaşadığımız hayat böyle kalmayacak, gerçek normalimize döneceğiz. Sizden tedbirlere uyarak bana ve sağlık ordumuza bu mücadelede destek vermenizi istiyorum, sizi sonucu zafer olacak bu savaşta güç birliğine davet ediyorum.

En yüksek vaka artışı Kayseri, Ankara ve Mersin'de

Bütün Türkiye için söylüyorum burada yatak doluluk oranı yüzde 51,6 yoğun bakım yatak doluluk oranımız bütün Türkiye ortalaması olarak yer yer bazı illerde bu oranlar farklı olabilir onları da birazdan söylüyor olacağım yüzde 66,3. Ventilatör yani solunum cihazı doluluk oranımız ise yüzde 33,6.

İllerimizdeki durum ise kısaca şöyle, en çok vaka olan iller kıyaslamasında son hafta günlük ortalama vaka sayısının son ay günlük ortalama vaka sayısına göre değerlendirildiğinde en yüksek artış Kayseri yüzde 39,7. Bu ilimizi yüzde 38,84 ile Ankara, yüzde 36,99 ile Mersin takip ediyor. Son 3 günün son hafta ile karşılaştırılması dikkate alındığında ise artış yaşanan ilimizin olmaması da son derece umut vericidir.

Ankara'da yatak doluluk oranları

Ankara'ya baktığımızda yatak doluluk oranı yüzde 52,9, yoğun bakım yatak doluluk oranı yüzde 64,8, ventilatör doluluk oranı ise yüzde 28,1, son ay günlük ortalama pnömonili yani zatürre vaka oranı ise yüzde 6,02, son hafta zatürre oranı yüzde 3,02. Son 3 güne geldiğimizde ise bu zatürre oranının yüzde 2,39'a indiğini görmüş oluyoruz. Bu özellikle zatürre oranı bizim için son derece önemli. Erken filyasyon yapılıp, hastanın erken tespit edilip ve erken tedavinin başlaması ile zatürrenin azaldığını ve bu azalan pnömoniyi tedavi etmede de başarılı olduğumuzu gösteren bir tablo.

Son ayda yüzde 6,02'den 2,39 ve hatta son haftaya baktığımızda 3,02'den 2,39'a. Ankara'da bu filyasyonun yoğun yapıldığını, hastaya ulaşılır olduğunu, zatürre oranının düştüğünü ve dolayısıyla hastane yükünün bundan sonra daha da azalacağını göstermesi açısından son derece önemli olduğunu söylemek istiyorum.

İl il yoğun bakım doluluk oranı

Son hafta günlük ortalama yoğun bakım sayısının son ay günlük ortalama yoğun bakım sayısına göre oranı ise yüzde 34,51, son hafta ise hem vaka hem yoğun bakım yani hastane yükü açısından stabil kaldığını, yani Ankara'nın son hafta bir stabil döneme girdiğini ve kontrol altına alındığını söylemek istiyorum. Esas 1 hafta 10 gün sonra düşüşü eğer bu tedbirleri aynı şekilde devam ettirerek vatandaşımız bu noktada ayrıca destek verme aynı şekilde izole edilen kişilerin izolasyonu devam eder ve erken dönemde tedavi başlanırsa ve başlama noktasındaki bu gayretimizin de sonuç vereceğini düşünüyoruz. Gelecek haftadan sonra 1 hafta 10 gün içinde bu stabilleşen Ankara'nın durumunun aşağı doğru düşeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

 

 

Yoğun bakım yataklarımızın doluluk oranlarında az da olsa bir düşme, kısmi bir düşme belirgin değil buna karşın ventilatör doluluk oranlarımızda ise haftaya göre hafif bir yükselme eğilimini görüyoruz. Standart yatak doluluk oranlarını gösteren kırmızı çizgi hafta sonları gördüğünüz gibi düşüş olmakta, iki tarihte ise dramatik düşüşü görüyoruz. Bu iki tarih biri Ramazan biri Kurban Bayramları, burada da kontrol edilemez bir durumun olmadığını ama yer yer il özelinde bazı sıkıntıların yaşanabileceğini söylemek istiyorum.

Grafik: Nursel Cobuloğlu

En dolu illerimiz yatak doluluk oranı, yoğun bakım Bartın yüzde 77,32, Batman yüzde 76,4, Sakarya yüzde 76,33, Ordu yüzde 75,98, Samsun yüzde 75,74, Giresun 75,34, Hatay yüzde 74,92 olduğunu görüyoruz yüksek 70'in üzerinde olan illeri söyledim. 3 büyük ilimize de baktığımızda İzmir yüzde 72,5, Ankara yüzde 63,23, İstanbul ise yüzde 59,61 olarak görülüyor.

Yüzde 60'ın üzerinde herhangi bir ilimizin Bartın dışında olmadığını görüyoruz. Bartın'da yüzde 65,08 diğer illerimiz 60'ın altında yüzde 50'nin üzerinde olan illerimiz ise Bilecik yüzde 56,45, Amasya yüzde 56,11, Afyonkarahisar yüzde 55,73, Sakarya yüzde 53, 86, İzmir yüzde 51,4. Tablodan da görüldüğü gibi ventilatör doluluğu ile ilgili genel anlamda bir sorun olmadığı rahatlıkla söylenebilir ama yoğun bakım yatak dolduğunda il bazında yer yer sorunlar yaşanabilir onunla da ilgili zaten tedbirlerimizi alıyoruz.

Temaslardaki filyasyon oranı yüzde 99,6. Temaslı kişilere ortalama 15 saatte ulaşılabiliyor.

Aşı çalışmaları ne durumda?

Başlayan uygulamalardan biri Çin'de. Bakanlık olarak izin verdiğimiz 2 aşı çalışması oldu. Biri Çin'den 'Sinovac' dediğimiz bir aşı. Bugün konuşmamda da bahsetmiştim, Hacettepe'de 3 sağlık çalışanıyla başlamış oldu. Ağırlıklı sağlık çalışanları gönüllü olarak katıldı. Baştan 1200 kişiye yapılmış olacak. Devamında 10 bin kişi daha ilave ediliyor olacak. İki aşı yapılıyor; bir baştan, bir de 15 gün ikinci aşı olmak üzere. Devamında ay sonuna doğru, 28-29'uncu günde antikor gelişimi görülüyor olacak. Dolayısıyla biz bu anlamda 1 ay sonrası için uygulanan bu aşının etkinliğini, antikor geliştirebilirliğini görmüş olacağız.

Bir diğer aşı Pfizer aşısı. Pfizer'in çalışmasına da bununla ilgili izin verildi. İstanbul'da Çapa ve Cerrahpaşa dahil olmak üzere 10'dan fazla merkezde bu başlıyor. Önümüzdeki günler başlamış olur. Çünkü izni verilmiş oldu. Biz bu arada bu aşının da özellikle bizim vatandaşımızda genetik farklar olduğunda aşının etkisi farklı olabilir. Bunu da önümüzdeki 1 ay içinde görmüş olacağız. Ayrıca Rusya'da geliştirilen bir aşı ile ilgili müracaat oldu. Geçende bahsetmiştim. Bir, iki eksiği söz konusuydu. Genel olarak aşının, yapılan çalışmaların uygun olduğunu, hem fare hem maymun yani hayvan çalışmaları hem faz-1, faz-2 insan çalışmaları yapılmış. Olumlu sonuçlar aldığını dosyadan anlıyoruz. Faz-3 için zannediyorum haftaya izin verilebilir bu eksik tamamlandığında.

"Yerli aşımızı da üretme noktasında yol alacağımız kanaatindeyim"

Sadece bu 3 aşı için değil, diğer aşılarla ilgili de yakın iş birliği ve ilişki içindeyiz. Erken dönemde emin olduğumuz, güven duyduğumuz, sonuç aldığımız aşıyı temin etme noktasında da bir gayret içinde olduğumuzu söylemek istiyorum. Yani sadece bir yere bağlı değiliz. Birden fazla ülkeyle yakın iş birliği ve ilişki içindeyiz. Güven duyduğumuz aşıyı, erken dönemde getirme noktasında da bir gayret içindeyiz. Ben yıl sonuna kadar dünyada birçok ülkede uygulamasının başlayacağını, bizim de yıl sonuna kadar bunu başlatabileceğimizi inanıyorum. Bizim ayrıca yerli aşılarımızla ilgili de 13 çalışmamız var. Bu 13 çalışmadan 2'si hayvan çalışmalarını bitirme noktasına gelmiş oldu. Daha Faz-1 çalışması başlayan olmamış oldu. Hem rekombinant hem 'inaktif' dediğimiz Çin benzeri aşı da bu çalışmaların içinde. Zannediyorum bu yıl için değil ama gelecek yıl için yerli aşımızı da üretme noktasında oldukça yol alacağımız kanaatindeyim.

Sokağa çıkma kısıtlaması olacak mı?

Türkiye için de şu an sokağa çıkma gibi bir yasağın söz konusu olmadığını ve Bilim Kurulu'nun da şu an öyle bir önerisinin olmadığını söyleyebilirim. İnsandan insana geçen bu virüsün yakın temasla geçtiğini bildiğimiz için maske ve mesafeyi çok söylüyoruz ve hep de tekrara düşüyoruz ama bu bulaşın önlenmesinin en kestirme yolu, mesafe ve mesafeyi koruyamadığımız noktada maske.

 

 

Özel sektörde esnek mesai olacak mı?

Bu esnek mesai saat uygulamalarıyla ilgili sadece kamu değil, Bilim Kurulu özel sektörün de benzer şekilde bu uygulamanın içinde olmasını zaten öneriyor. Burada özellikle İl Hıfzıssıhha Kurullarının sadece kamu değil, özel için de benzer şekilde kararların ilin durumuna, salgının seyrine göre alabileceğini söylemek istiyorum.

Özellikle son dönem hareketliliğin artmasıyla birlikte gençlerde bu salgının taşıyıcılığının daha yoğun olduğunu görmeye başladık, yani hareketlilikle bu daha çok arttı ama gençlerde giderek hayatını kaybedenlerin sayısının aynı oranda olmadığını, düşük olduğunu, hiç olmadığını söylemiyorum, son dönem genç yaşta kaybettiğimiz vatandaşlarımız oldu ama genç yaşta kaybettiklerimizin genelde ağırlıkla altta yatan bir kronik rahatsızlığı ya da immün yetmezliği söz konusuydu.
En son hayatını kaybeden öğrencimizin de yakınlarına buradan başsağlığı ve Allah'tan rahmet diliyorum, primer immün yetmezliği olan bir öğrencimizdi. 42 gün gibi bir zaman diliminde epey bu anlamda arkadaşlar yoğun bir çaba içinde oldular, maalesef hayatını kaybetmiş oldu ama gençlerin bulaştırıcılığının yüksek olduğunu ve özellikle de kronik rahatsızlığı olan ve yaşlı büyüklerimize bulaştırma noktasında çok ciddi bir sorun oluşturduğunu, o nedenle herkesin virüs taşıyormuş gibi maske ve mesafe kuralına uyması gerektiğini düşünüyoruz.

Okullarda 2+5 gün uygulaması

(Okulların açılması) Bu dönemde 2+5 gün şeklinde, yani ortalama 5.6 günde kendisini gösterdiği için belirti verebilir düşüncesiyle hazırlık ve 1'inci sınıflarla ilgili 2+5 gün şeklinde bir uygulamaya geçilecek. Salgının çok yoğun olduğu illerde ise gerektiğinde İl Hıfzıssıhha Kurulları biliyorsunuz başlatmama noktasında karar alabilir. Şu an öyle bir durum yok. Bütün Türkiye'de hazırlık ve 1'inci sınıflar. 3 hafta sonrası için de salgının seyri, bölgesel durumu tekrar değerlendirilip ona göre kademeli geçiş olup olmayacağı veya nasıl olacağı tekrar değerlendirilmiş olacak.

(Grip ve zatürre aşıları) Bu süreçte yaptırmış olanlar zaten bir daha yaptırmamış oluyor. Grip aşısı daha Türkiye'ye gelmiş değil, dünyada da daha uygulaması başlamadı. Grip aşısının geçen de bahsetmiştim, dünyada arzının artışı yüzde 20'yi geçmedi ama grip aşısının uygulamasıyla ilgili sanki koronaya karşı koruyan bir korona aşısıymış gibi bir algı oluşuyor, 'Herkes mutlaka bu aşıyı yaptırmalı' gibi bir yaklaşım söz konusu. Bu doğru değil, yani dünyada herkese grip aşısı yaptırabilecek bir kapasite de yok, bu doğru da değil. O nedenle biz, geçen yıla göre daha fazla aşıyı tedarik etme noktasında, yüzde 20 artış değil, katlarla ifade edilen oranda temin etme durumundayız. Bu aşıyı daha da fazla temin etmek için gayret içindeyiz.

Yani grip aşısını zorunlu yapmamız gereken kişilere özellikle yapılmasını istiyoruz. Bilim Kurulu da bunla ilgili zorunluluk kimlere ve ücret almadan, ücretsiz yapılmalı konusunu gündemine almış durumda. Onunla ilgili kimlere yapılması gerektiği tespit edildiğinde de yeterince elimizde olan aşımızla yapmış olacağız. Bu anlamda sorun yaşanmayacağını ama bu yıl için yaygın grip aşısı kullanımıyla ilgili yanlış bir algı var. Bunun doğru olmadığını, zorunlu aşı yapılması gerekenler için de zaten sorun olmadığını söylemek istiyorum.

"Virüsün etkisi yaz da kış da devam ediyor"

Virüs daha mutasyona uğramadı. Laboratuvar ortamında oldu ama daha ciddi anlamda insan bünyesinde etkisini, virülansını azaltacak bir mutasyon söz konusu değil. Virüsün etkisi devam ediyor. Yaz da kış da devam ediyor.

Teması önlememiz gerekiyor. İnsandan insana geçtiği için maskeyi son derece önemsiyoruz. Mesafeyi son derece önemsiyoruz. Şöyle bir yaklaşım da söz konusu, 'Bilim Kurulu bir dönem maske önermemişti, şimdi niye maskeyi öneriyor?' Bilim Kurulu baştan da maskeyi önerdi. Daha salgının ilk günlerinde, daha yoğun görülmediği dönemde, daha sayının 10'larla, 100'lerle ifade edildiği dönemde herkese maske uygulamasını zorunlu kılmanın bir anlamı yoktu. Çünkü sayı çok azdı. O dönemde şüpheli, temaslı veya pozitif olan kişilerin maske takmasını özellikle önemsedi ama devamında yaygınlaşınca, bu salgın giderek sayılarla artınca, o durumda da artık bunun yaygın olduğunu, herkesin kendisini pozitif, bu virüsü taşıyormuş gibi düşünmesini, artık herkesin bu virüsü potansiyel taşıyarak bulaştırabileceğini, o nedenle herkesin maskeyi takması gerektiğine karar verdi. Baştan da doğruydu, devamında da doğruydu. Şu an bütün dünyada da buna hiç itiraz eden kimse yok. Yaygın bir şekilde maskenin kullanılması gerekiyor. Mesafeleri de mutlaka bizim düzenlememiz gerekiyor. Yoğun, kalabalık ortamlara asla girmememiz gerekiyor ve bu kalabalıkları oluşturmamamız gerekiyor. Bu herkesin üzerine düşen bir sorumluluktur. Milletvekili, yönetici, bürokrat, vali ve herkesin üzerine düşen bir sorumluluk.

"Dünyanın hiçbir ülkesinde 11 bini geçen filyasyon ekibi sahada değil"

Önümüzdeki dönemde, semptomu olmayan temaslının izole olmasını, izole olduktan 7 veya 8 gün sonra numunesinin alınmasını, eğer negatifse ve semptomu hiç yoksa izolasyonun son bulmasını uygulayacağız. Hasta ve temaslı semptomu olan kişiyi çağrı sistemimiz 1,3,7 ve 14'üncü gün aramaya devam ediyor. Semptom değişikliği olan ve hasta olan kişinin evine hekim gönderiyoruz. Eğer hastaneye getirilmesi gerekiyorsa 112 ile hastaneye getiriyoruz. Bu sistemi salgınla mücadele noktasında bütün illerimizde yapıyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama söz konusu değil. Bizim sağlık ordumuz ve sistemimiz sağlıkla mücadele noktasında destanlar yazıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde 11 bini geçen filyasyon ekibi sahada değil. Dünyanın hiçbir ülkesinde evde izole edilen kişiler takip edilmiyor, erken dönemde ilaca başlanmıyor, zatürre oranları düşmüyor. Bizim vaka yükümüz, sağlık sistemimizi etkilemeyen, sürdürülebilir bir vaka yüküdür.

"Her 10 kişiden 8'i belirti göstermiyor"

Vatandaşımız şundan emin olsun, biz bu dönemde pozitif olan herkese filyasyon yapıyoruz. Test yapılıp pozitif olan herkesin temaslılarını tespit ederek izole ediyoruz. Bunu gizleyerek salgını önleyebilir misiniz? Pozitif olan her vaka bizim HES sistemimizde yer alıyor. Bunu gizleyerek yapabilir misiniz? Dünyada her 10 kişiden 8'i belirti göstermiyor, taşıyıcı durumunda. Bir kişi hafif ve orta geçiriyor, bir kişi hastane ortamında geçiriyor. Dünyada solunum sıkıntısı olan ancak hastaneye gidebiliyor. Bizde ise 8 kişinin sağlık sistemine bir yükü yok. Ancak 8 kişinin riskli olan, kronik rahatsızlığı olan, yaşlı olan kişilere o virüsü bulaştırması risk oluşturuyor. Dolayısıyla dünya o 8 kişiyi izole etmiyor, biz izole ediyoruz. Verdiğimiz tabloda asla bir yanlışlık söz konusu değil. Biz günlük hasta sayımızı her gün veriyoruz. Bizim taşıyıcılarla değil, hastane yüküyle uğraşmamız gerekiyor. Vatandaşımız bu noktada müsterih olsun.

Diyarbakır'a son 3 hafta yapılan uygulamaların sonuç verdiğini görmek için gitmiştim. 6 ilde bölge toplantısı yapmıştık. Diyarbakır'da yüzde 30'lara varan düşüş söz konusu. Mardin'de yüzde 65'lere varan düşüş söz konusu. Şanlıurfa yarı yarıya düştü. Gaziantep'te benzer şekilde yarı yarıya düştü. Biz ve vatandaşımız üzerine düşeni yaparsa, herkes sorumluluğunu yapma gereği içinde olursa bu salgını kontrol etmek kolay olur. Ankara'da benzer şekilde esnek çalışma mesai uygulamasını daha katı uygulamak kaydıyla önümüzdeki 1 hafta, 10 gün içinde düşüşlerin olabileceğini görüyorum. Son bir haftada stabilleştiği ve artmadığını da görüyoruz. Bu hafta da İzmir ve çevre illerine gitme planımız var. Ziyaretleri bütün illerimize ve bölgelerimize yapmak istiyorum. Çalışanlarımızı yerinde görerek onları motive etme noktasında çaba içinde olma gayreti içindeyiz.

Diğer Haberler