insanligin-karsi-karsiya-oldugu-nukleer-savas-cevre-felaketi-ve-ahlaki-cokuse

"İnsanlığın karşı karşıya olduğu nükleer savaş, çevre felaketi ve ahlaki çöküşe, göçebe kültür ve felsefesiyle çözüm bulunabilir."

TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, 6. Dünya Göçebe Oyunları kapsamında düzenlenen konferansta, göçebe medeniyetinin doğayla uyum, ahlak ve manevi değerler üzerine kurulu felsefesinin, günümüz sorunlarına çözüm olabileceğini söyledi.

07 Eylül 2026 10:51

Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev, göçebe medeniyetinin doğayla uyum, ahlak ve manevi değerler üzerine kurulu felsefesinin günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu küresel sorunlara alternatif oluşturabileceğini söyledi.

Raev, 6. Dünya Göçebe Oyunları kapsamında düzenlenen konferansta, göçebe medeniyetinin dünya tarihindeki yeri ve günümüz açısından taşıdığı öneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İnsanlığın 21. yüzyılda nükleer savaş, çevre felaketi ve ahlaki çöküş olmak üzere üç büyük tehditle karşı karşıya olduğunu belirten Raev, bu sorunların aşılmasında geçmişten gelen kültürel ve manevi birikimin önemine dikkati çekti.

Raev, Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un insanı doğayla uyum içinde yaşamaya davet eden düşüncelerine atıfta bulunarak, insanlığın ihtiyaç duyduğu değerlerin binlerce yıllık hayat tecrübesinde ve kültürel kodlarda aranması gerektiğini ifade etti.

“Göçebe medeniyeti barbarlıkla açıklanamaz”

Göçebe medeniyetinin tarih boyunca zaman zaman “barbarlık” kavramıyla özdeşleştirildiğini belirten Raev, bu yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Raev, göçebe halkların dünya medeniyetine katkılarının yalnızca maddi eserler üzerinden ölçülemeyeceğini vurgulayarak, göçebe kültürünün insanın manevi dünyası ile doğa arasındaki uyuma dayandığını dile getirdi.

Göçebe yaşam biçiminin temelinde insan ve doğa arasındaki dengenin bulunduğunu belirten Raev, petroglifler, at figürleri ve geleneksel motiflerin bu kültürün felsefesini, inanç sistemini ve dünya görüşünü yansıtan önemli unsurlar olduğunu kaydetti.

“Göçebeler dünya tarihinin seyrini değiştirdi”

Raev, göçebe toplumların insanlık tarihindeki etkisinin geniş bir perspektiften ele alınması gerektiğini belirterek, atın evcilleştirilmesi ve savaş kültüründeki gelişmelerden devlet ve kağanlıkların kuruluşuna kadar pek çok alanda göçebe toplumların önemli rol oynadığını savundu.

Göçebe kültürünün yalnızca bir yaşam biçimi olmadığını ifade eden Raev, bu kültürün dünyaya doğayla uyum içinde yaşama, ahlak ve vicdan merkezli bir hayat anlayışı sunduğunu söyledi.

Göçebe Oyunları’nın temelinde “akıl ve ruh” var

Dünya Göçebe Oyunları’nın yalnızca geleneksel sporların sergilendiği bir organizasyon olmadığını belirten Raev, oyunların arkasında göçebe medeniyetinin felsefesinin bulunduğunu ifade etti.

Raev, Olimpiyat Oyunları ile Dünya Göçebe Oyunları arasındaki farkı değerlendirirken, Göçebe Oyunları’nın bedensel gücün yanı sıra akıl, ruh ve irade gücünü öne çıkardığını belirtti.

“Gerçek alternatif akıl ve ahlaktır”

Konuşmasında çağdaş dünyanın giderek tek tipleşen yapısına da değinen Raev, göçebe felsefesinin 21. yüzyılda insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara bir alternatif olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

Göçebe etiğinin temel amacının bireyi “insana”, insanı “şahsiyete”, şahsiyeti ise yüksek manevi kültüre sahip “kâmil insana” dönüştürmek olduğunu belirten Raev, insanlığın en büyük sermayesinin bireyin içindeki insanlık ve şahsiyet duygusunu ortaya çıkarmak olduğunu ifade etti.

Raev, göçebe ruhunun yalnızca bir yerden başka bir yere hareket etmek anlamına gelmediğini vurgulayarak, bunun özünde “insanı insan olarak korumak ve insanlığı büyük bir felaketten kurtarmak” anlayışının bulunduğunu kaydetti.

Dünya Göçebe Oyunları’nın da geçmişten ilham alarak geleceğe kalıcı bir miras bırakmayı amaçladığını belirten Raev, göçebe medeniyetinin manevi ve kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasının önemine işaret etti.

Anahtar Kelimeler: Dünya Göçebe Oyunları, Cengiz Aytmatov, Göçebe, TÜRKSOY,

Diğer Haberler